Kenan K.

Limi’nin Rama Ziyareti

Masalcı Konuşuyor: Hislimidye (Lakabı Limi) Ether Ülkesi’ndendir. Spasiyanlar gibi Etheriyanların da; Spasiyanlarınkinden farklı biçimde olmakla birlikte; İnsanlarla çok yakın ve daha da karmaşık ilişkileri vardı. Herşeyden önce İnsanlar üzerinde çok etkiliydiler ve esasen kimin kimi yönettiğinin ayırdedilmesi çok ta kolay değildi. Yaşam ömürleri Spasiyanlara kıyasla dakika ve saatlerle ölçülebilecek kadar, göreceli bir kısalıkta olmakla beraber, bazen etkileri haftalar, aylar ve hatta yıllar boyu sürebilirdi.

Bunu söylemişken, hareketleri doğrusal ve tutarlı değildi ve gelen-giden inen-çıkan tarzda olmaktan daha çok hoşlanıyorlardı. Bireyin doğası ve ortamın yoğunluğuna bağlı olarak, aynı anda ve yerde birden fazla olabiliyor ve bazen diğer Etheriyanları tetikleyebiliyor veya davet edebiliyorlardı. Kendilerine özel zekaları (Duygusal Zeka) olduğu gibi Spasiyanlarla da oldukça içiçe geçmiş ilişkileri söz konusuydu. Genellikle tetiklendikleri zamanlarda; beklemediğiniz yerde ve şekilde ortaya çıkarak; Sizi şaşkınlığa sürükleyebilecek çok güçlü bir hafızaya sahiptiler. Kendileriyle yüzleşilmediğinde daha doğrusu tam olarak ve samimi bir şekilde yaşanmadıklarında, doğrudan duygu hafızasına gitmek gibi bir alışkanlıkları vardı. Sizi istedikleri yere taşıyıncaya kadar, her fırsatta, rastgele bir şekilde tekrar tekrar ortaya çıkabilirlerdi.

Yaşamları tamamen bireylere bağlıydı. Onları ayrı ayrı tanımlayabilir veya tartışabilirdiniz ancak hissedildikleri sürece onları İnsanlardan ayırmanız mümkün değildi. İşte tam da bu nedenle etkileri yüksek ancak etki mesafeleri kısaydı.

Burada sözü nazikçe Limi alır: Eğer böyle söylememde mahzur yoksa bizler birer ressam gibiyiz. İnsanların yaşamını ve hatta toplumları farklı renklere boyarız. Genel olarak resimde olduğu gibi renkler, tonlar, açıklık koyuluklar, karşıtlıklar, zıtlıklar ve uyum bir ölçüye kadar bizlerde de vardır.

Renk çarkı’nı daha önce duymuş olabilirsiniz. Benzer şekilde bizim için de “Plutchik Çarkı” adı verilen bir çark mevcuttur. (Plutchik’e saygıyla) Aramızdaki irtibatları, çeşitlerimizi, bağlantılarımızı kendi aramızdaki ve psikoloji/psikiyatriyle etkileşimlerimizi analiz eden ve gösteren pek çok farklı çalışma da mevcuttur. Bazılarımız oulmlu enerji üretimine hizmet eder veya bu enerjinin etkisiyle ortaya çıkarlar.

Pleasure or Pain?

“Enerji emici” diye adlandırabileceğimiz bazılarımız da, enerji azlığının sonucu veya yan etkisi olarak belirebilecekleri gibi enerjiyi olumsuzluklarla da tüketebilirler. Her nasılsa, gri renklerimiz ve farklı tonlarımız genellikle net ve berrak renklerimizden (eğer varsa) daha fazladır.

Masalcı: Etheriyanlar koşullara, bireylerin tercihlerine ve onları ele alma biçimlerine bağlı olarak yapıcı yada yıkıcı ama genellikle bunların karışımı olabilirler. Örneğin benim favori Etheriyanım “Sevinç”. Onu seviyorum.

Utanç ve suçluluk gibi olumsuzlar için de iyi bir şeyler söyleyebileceğimi sanmıyorum. Onlardan bahsetmek dahi benim enerjimi alıyor. Bu manada, bu konudaki farkındalığınız dahil, yapıcı veya yıkıcı hangi Etheryanı beslediğiniz ve büyüttüğünüz konusu çok önemlidir ve hatta yaşamsal bile olabilir.

Burada Gözlemci sahneye çıkar: Bazı Etheriyanları tespit etmek ve tanımlamak (haydi suç ve utançla devam edelim) çoğunlukla Kültürle (baskın?) bağlantılı olarak görecelidir ve bir toplumdan diğerine değişiklik gösterebilir. Hatta aynı toplumda bile, zaman tüneli içerisinde değişime uğrayabilir. Belki de genel olarak etik kurallarının (Ahlaki değerlerin?) kodlarına daha yakından bakmamız gerekebilir. Bu tartışmayı burada açmayacağım ancak izin verirseniz Ethriyanları daha iyi izah etmek için “Mutfak Alegorisi’ni” getirmek isterim:

Beslenme İnsan yaşamının önemli bir parçası ve sürecidir. İnsanlar bilindiği üzere yemeklerini genellikle mutfaklarında hazırlarlar. Büyük-küçük ve altyapısı nasıl olursa olsun Mutfakların fonksiyonu aşağı yukarı benzerdir. Ancak bu mutfaklarda benzer yollarla yapılan ve birbirinden farklı olduğunu kolayca ayırdedebileceğiniz yemekler hazırlanır.

Etheriyanlar için bir mutfağımız olduğunu kabul edelim. Her şeyden önce acaba, bu mutfaklardaki Etheriyan iklimi (Psikolojik ekosistem) nasıldır? (Aile, okul, mahalle, şehir, ülke hatta dünya; sosyal etkileşimler, sosyal medya ve diğer medya vasıtaları vb.)

Bunların etkisi sınırlayıcı mı, yoksa destekleyici ve cesaretlendirici mi? Bu iklimi Siz nasıl algılıyorsunuz? İyimser mi, kötümser mi? Koşullarınız ne ve onlara nasıl yaklaşıyorsunuz? Daha iyisi için gayret gösteriyor musunuz?, yoksa edilgen ve duyarsız mısınız? Kendiniz ve mutfağınız için sorumluluk (yanıt verme yetisi) hissediyor musunuz? Bu soruları ve sorgulamaları artırabilir ve çeşitlendirebilirsiniz.

Belki de, sorulardan çok yanıtlara gereksinimimiz vardır. Bir yolunu bularak, (olumsuz koşulların hakim olduğu farz edilirse); iklimi olumlu bir şekilde değiştirmediğiniz sürece, bu mutfaktan lezzetli yemek çıkmaz. Malzemeyi ve tarifleri, tanımları değiştirmeden yemekleri değiştiremezsiniz. Bunları değiştirseniz dahi, Etheriyanları sevgi ve saygıyla gözetmez ve kollamazsanız daha iyi bir lezzete ulaşmak olanaksız değilse, çok zor olabilir.

Peki, bunları nasıl yapacak ya da başaracaksınız? Bunun en iyi yolunu Siz İnsanlar bulacaksınız. Etheriyanlar çok renkli olabilirler ama bir o kadar da acımasızdırlar. Onları uygun şekilde ele alarak yapmanız gerekeni yaptırıncaya kadar sizi takip ederler.

Bu mutfak konusunu kapatmadan önce, yemeğinizi yerken, yemeğinize odaklanarak onun zevkini çıkarmak yerine bir takım malzeme ve tarifleri irdelemeye kalktığınızda yemeğin zevkinin kaçtığını farkettiğiniz zamanlar olmuş olabilir. Onları yaşamak yerine analiz etmeye kalktığınızda Etheriyanlar için de benzer bir durum söz konusu olabilir.

İlave ve farklı bir konu olarak: Su’yun ne olduğunu bilmekle, su’ya girmek arasındaki farkın ayırdında olmak, Etheriyanlarla yaşamak adına farklı bir bakış açısı sunabilir. Esasen Nasrettin Hoca damdan düştüğünde, her kafadan bir ses çıkarken, gerekli müdahale için “Bana damdan düşen birisini bulun!” talebi, benzer bir anlayışın neticesi olabilir.

Özetle: Etheriyanlarla (olumlu, olumsuz) doğrudan yaşama ve onlarla yüzleşme, arka planınızı ve kişiliğinizi besleyerek yaşamınıza katkıda bulunabilir görüşündeyim.

Sizlerle tartışmak istediğim son husus ta, Etheriyanlar dikkate alındığında onların statik, dinamik ve istikrar durumlarıdır. Onlar durağan haldeyken, bir veya birden fazla içsel ya da dış girdiyle (ya da her ikisi) duygusal bir süreç başlayabilir ve bu süreç iç denge tekrar kuruluncaya kadar devam edebilir. (Kavramın kullanım alanı farklı olmakla beraber, belki de ‘Homeostazi’ terim olarak daha uygun düşebilir?) Doğal olarak sonuç her zaman dengeyle sonuçlanmayabilir ve uzmanlarının daha iyi bileceği şekliyle bu durum bazı rahatsızlık/hastalıklara davetiye çıkarabilir.

Daha önce bahsettiğim gibi, bu kültürel görecelilik ve etik kodlar konusuna bilerek girmedim. Bunlara da girseydik, Limi, Azramaskecan’a (Lakabı Rama) ziyaretini ertelemek zorunda kalabilirdi.

Onlar bu şekilde sohbetin sonuna gelirken Rama yeni yazdığı şiir’ini paylaşmak için gittiği Camco’nun camcı dükkanında, ince belli bardakta, Kafkas usülü demlenmiş (soğuk suyla) çay’ın keyfini çıkarıyordu. Paritekenas (Lakabı Pari) henüz dükkana gelmemişti.

Rama şık ve alımlı bir kadındı. Camco’nunkine bitişik maskeci dükkanında değişik maskeler yapardı. İnsanlar onun yaptığı maskeleri bir sefer taktıklarında, kimbilir belki de sadece uyurken çıkarıyorlardı. Belki de tek sorun o kadar kişiye maske üretirken, kendine bir maske dahi yapamamasıydı. Dükkanında, Duygusal ve bireysel gereksinimlere göre; değişik cinsiyetler, yaşlar ve ölçüler için; egzotik kuş tüyleri, ceviz, çam, kayın, gürgen, meşe zeytin gibi değişik ağaçlar, envai çeşit kumaşlar, deriler, tüller ve Bursa ipeğinin her renk ve tonundan farklı malzemelerle; önceden hazırladığı maskelerden her zaman yedek bulundurur, hazırlardan karşılayamadığında ise süratle yeni bir tane hazırlardı. Müşterilerinin gereksinimlerini biraz da kadın ön sezisiyle olsa gerek çok iyi okur, yaptığı işlerde müşteri tatmini ve kaliteyi ön planda tutardı. Gerek Kıyı gerekse Bozkır Ülkelerinde maske denilince akla Rama gelirdi.

Limi; “Benim için ayrılma zamanı geldi” dedi. “Veda etmeden önce, siz insanlara bizimle ilgili olarak daha çok beyninize odaklandığınızı nazikçe hatırlatmak isterim. Arzu ederseniz, arada bir, zaman zaman içindeki sevgi dolu dünyayı hissetmeniz, eğer böyle değilse onu sevgiyle doldurmanız için yüreğinize de odaklanmanızı öneririm. Limi Rama'nın yerine gitmek üzere ayrılırken, Rama Camco'ya yeni şiirini okuyordu.

Rama Camco'ya şiirini okurken Begonvillerden birisi kulaklarını açmış kendisini dinliyordu. Rama şiirini okudukça, kendisinin haberi yoktu ama, yüzünü begonvil çiçekleri kaplıyor; tatlı sesi Etheriya da ılık bir sonbahar esintisi gibi yayılıyordu…

Uzaklarda bir ışık, Erguvan pırıltısında Mor,

Yakınlarda bir renk, Zambak beyazında kırık

Esrimeler dünden kalma,

Hayaller yarına umut…

Yakınlarda bir ışık, Denizde yakamozlar,

Uzaklarda bir renk, yükselen kokusu aşkın,

Karanlığa bir mum,

Yaşamlara bir renk,

Bıraksan gidecekler,

Gönüllerince istedikleri yere…

tr_TRTürkçe