Göksel Kapı

Hoşgeldiniz...

Ben bu yolculuğun Göksel kapısıyım. Herkese ve herşeye sonuna kadar açığım. Ne zaman isterseniz bu kapıdan girip, çıkma konusunda kendinizi serbest hissedin. Burada ne bir sınırlama, ne de giriş çıkış kuralları var. Bunları söylemişken belki de kapıdaki Salyangoz'un yolculuğa nasıl başlanacağı konusunda sizi bilgilendirmek için neredeyse fısıltıyla söylediklerini duyuyor olabilirsiniz. O diyor ki: "Sizin için bütün yüklerinizi (yargılar, önyargılar, etiketlemeler, sorunlar, acı veren anılar, ego ve etkileri vs..) kapıda bırakmak mümkün mü? Çünki, yanınıza ne kadar çok yük alırsanız, seyahatiniz boyunca o kadar az görürsünüz. Yükleriniz hem görüşünüzü engeller, hem de sizi yorar. Sanki yeni doğmuş bir bebek gibi çıplak olabilirmisiniz? Özetle; lütfen 'Üryan geldim, Üryan giderim...' gibi olmaya çalışabilirmisiniz? Bu arada bırakacağınız yüklerinizi merak etmeyin. Onları zaten kimse göremeyecek. Siz dönünceye kadar eğer dönüşte tekrar geri almayı arzu ederseniz bıraktığınız gibi muhafaza edilecekler. Eğlenceli ve yararlı bir yolculuk diliyorum. Yolunuz açık olsun..."

İç Ses

Ben bu yolculuktaki rehberiniz/kılavuzunuzum. Adım "İç Ses". Benimle zihninizde, yüreğinizde veya ruhunuzda iletişime geçebilirsiniz ve ne zaman isterseniz hizmetinize hazırım. Hatta gönlünüzden geçmem dahi yeterlidir. Yalnız kalmak istediğinizde de bunu çok çabuk sezebilir ve beni tekrar çağırıncaya kadar sizi nazikçe kendi halinize bırakabilirim. Lütfen bana nereden, nasıl ve niçin geldiğim gibi bende yanıtı olmayan sorular sormayın. Gerçek şu ki: sizinle beraber olduğumda ben ben oluyorum ve bundan çok keyif alıyorum. Haa eğer şunu merak ediyorsanız; hani "bu kadar ziyaretçi olacak, hepsine nasıl yetişeceksin?" diyorsanız, hiç endişelenmeyin, çünki insan sayısı kadar da kılavuz var. Böyle söyledim de acaba herkeste var mı? doğrusu bunu da tam olarak bilmiyorum. Kimileri bana vicdan da diyor ama bana iç ses, vicdanı da kapsayan daha geniş bir rehberlik gibi geliyor. Lütfen benimle konuşun...

Şimdi size hikaye anlatıcısını takdim etmeme izin verin. O, eğlenceli bir "Persu". (-"Persona, Türkçe karşılığıyla maske, Jung tarafından ortaya atılan, bireyin günlük yaşamdaki ihtiyaçlarıyla ilişkili olan tavrı tanımlar". Vikipedi- Buradaki kullanılış amacı: Kendisi gerçekte olmayan ancak faaliyet gösteren ve fonksiyonları olan "arayüzleri" tanımlamaktır. Persu ise Persona'nın Etrüsk Dilindeki karşılığıdır.) Onu seveceğinizi umuyorum.

Masalcı

Merhabalar...

Ben hikaye anlatıcısıyım. Adım "Masalcı". Eski zamanlarda, çocuklar uykuya dalmadan önce kendi anne, babalarından benim hikayelerimi dinlemeyi çok severlerdi. Belki hala da öyledir ama sesimin eski günlerdeki kadar duyulup duyulmadığından emin değilim. Zaman biraz değişti. Geceleri, çocukların yatma saatinde evleri dolaşıyorum ve maalesef çok daha az davet aldığımı farkediyorum. Belki de yanılıyorumdur. Boşverin...

Bir zamanlar Orukk adında bir evren vardı. Oruğun ne olduğunu biliyormusunuz. Oruk Hatay (Antakya) yöresine ait içli köftenin adı.Bilenler bilir, içli köftenin kıvamında ve hakettiği lezzette olması için çok emek, zaman ve belki de en önemlisi tecrübe gerekiyor. Fakat buradaki "Orukk" adını içli köfteden almıyor. Oruk yol, imkan, çare,aile ve boy gibi başka anlamlara da geliyor. (https://sozce.com/nedir/243860-oruk) Dolayısıyla buradaki anlamı kabaca yol demek. Sizi Orukk evrenini kuşbakışı görebileceğiniz bir yüksekliğe çıkarmamı istermisiniz? Bunu arzu ederseniz benim için bir zevk olacak.

Orukk Evreni

Lütfen hikayenin bir Orukk Evreni maketiyle başlayacağını düşünmeyin. (Bu sadece bir yan bilgi.)

Çocuk, gecenin bir vakti, bir köy evinde, diğer aile üyeleriyle birlikte aynı odada ama kendi yer yatağında derin derin uyurken bir rüya görüyordu. Her yer karlarla kaplıydı. Üç çıplak bebek karlar üzerinde emekleyerek gidiyorlardı. Belden yukarıları ve ayakları çıplak, balık etli üç kadın da bebeklerin hızına göre, konuşmadan onları takip ediyorlardı. Kadınların nasıl bir duygu durumu içerisinde olduklarını tanımlamak kolay değildi, ancak ciddi oldukları ve belki de sorumluluk duygularının yüzlerinden okunabildiği söylenebilirdi. Bu yürüyüşün amacı, gerekçesi ve bebeklerle kadınların çıplaklığının nedeni belli değildi. Sonra herşey birdenbire yeşile döndü. Bebekler ve kadınlar kayboldular. Ağaçların üzerinden uçmaya başladı. Kah yere inerek boyunu aşan çimenlerin arasında yürüyor, kah geriye yüksek bir yere çekilip manzaraya bakıyordu. Kesin olan, o zamana kadar bu kadar canlı bir yeşili hiç görmediğiydi. Uyandığında sabah olmak üzereydi. Elbiselerini dikkatlice aldı, odadan süzülür gibi sessizce avluya çıktı ve elbiselerini giydi. Kocaman kanatlı kapının sürgüsünü açarak çıktı, yolun hemen öbür tarafında ve evin karşısındaki üzüm bağına yöneldi. Mevsimlerden sonbahar aylardan Eylüldü. Üzümler sabah güneşiyle ve olanca güzelliğiyle pırıl pırıl parlıyordu. Üzerlerindeki geceden kalma hafif çiğ onları buğulu gösteriyordu. Asmalardan bol üzümlü birini seçti ve dikkatli şekilde deveğin (asma ağacı) dibine toprağın üzerine uzandı. Sırtüstü yatarken kollarını da yana uzattı ve sadece ağzını kullanarak ilk salkımdan üzüm yemeye başladı. Üzümler serin ve tatlıydı. Kendisi o zaman bunu bilmiyordu ama doğanın kucağındaydı...

Doğa

Ben Doğa'yım. Bana Tabiat Ana da diyorlar. Keşke size iyi ve olumlu bir resim tasvir edebilseydim. Zamanınız varsa, birazcık sohbet edebilir miyiz? Öyle görünüyor ki; başlangıçta benim bazı hareket ve faaliyetlerim sizi ölümüne korkuttu ya da en azından rahatsız etti. Fırtınalar, yıldırımlar, şimşekler, soğuklar, karanlık her ne idiyseler. Sizi diğerlerinden ayıran bir özelliğiniz var. Buna zihin ya da zihnin getirdiği bir fırsat olan bilinç diyebiliriz. Bu yolla yaptığınız keşif ve buluşlar önceleri sadece yaşamınızı rahatlatmakla kalmadı, size dolaylı ya da direkt bir güç te kazandırdı.Esasen bu durum, bana uyum sağlamanıza ve dolayısıyla hayatta kalmanıza da oldukça katkı sağladı. Fakat zaman geçtikçe, anlayışınız uyum sağlamaktan meydan okumaya, meydan okumaktan da tahrip etmeye dönüştü. İzin verirseniz sizinle bir kaç şey paylaşayım. Öncelikle sizi korkutan ya da rahatsız eden şeyleri bir maksatla veya bilerek yapmadım. Ben kodlarla ve kodların kodlamasıyla çalışırım. Benim düzenlenmem veya oluşumum mükemmel olmayabilir ama kesinlikle ideal. Kendinizi benden ayırarak ve hatta yer yer beni ihmal ederek, karşınıza alarak kendinizi daha güçlü, daha bağımsız ve hatta özgür görmüş ya da pek çok kişisel ve toplumsal çıkarlarınızı gerçekleştirmiş olabilirsiniz. Bunu maalesef "bilinç" olarak adlandıramayacağım ama, bu yanlış ve yersiz algılarınızın bütünün uyumunu zehirleyerek bozduğunu ve hatta -çok acı verici olsa gerek- sizi kendinize yabancılaştırdığını görmüyor musunuz? Bu benim işim olmasa da, geçmişte neler yaptığınızın ve bugün neler yapıyor olduğunuzun farkında mısınız? (Yeri gelmişken, bu konuları ve soruları genelleme yaparak getirdiğim için özür dilerim. Biliyorum ki pek çok bilinçli birey takdirin çok ötesinde fedakarlıklarla birşeyleri gelecek adına kurtarmak için canla başla çalışıyor ve hatta didiniyorlar. Onlara çok teşekkür ederim. Benim sözlerim sorumsuzlar ve deyim yerindeyse aymazlaradır.) Hakikaten geleceği düşünüyor musunuz? Gerçek gereksinimlerinizle, arzularınızdan ve algılarınızdan kaynaklanan suni pazarlamaları ayırt edebiliyor musunuz? Sizler nerede, ne zaman ve nasıl tatmin olacaksınız? Neden birbirinizi kolla mıyorsunuz? (Aslında bunu yapmanız kendinizi de kollamanızdır.) Sizi hırslarınızın peşinden bu kadar tutkuyla götüren nedir? Bilmiyor musunuz ki, bana dönüşünüz doğduğunuz gibi çıplak olacak? Yanınıza birşey alamıyorsunuz ki! Son olarak: Bütün bunlar sizin alanınızda kalan kendi sorunlarınız ve ben öyle ya da böyle, kodlamalarıma göre işlerime devam edeceğim ve kendimle ilgili çok fazla bir gelecek kaygım da yok. Samimiyetle, kendini düşünmeyen sizleri çok fazla düşündüğüm de yok ama, yine de kendi iyiliğiniz için beni ve bana yaptıklarınızı bir kere daha gözden geçirmenizi ve daha da geç olmadan aklınızı başınıza toplamanızı öneriyorum... Üzgünüm...

Gizem

I am here to discuss with you “the mistery of unknown” which may lead us to “epistemology” in a very broad terms. Please click the picture above to see more.

Masalcı speaks: Now we are coming to the reality/truth and the right. …will continue

2 Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

18 + 7 =